BELGELİK ağaçları
Ana Sayfa  +  ders BELGELİĞİ

 

 

Belgelemekten çoğaltmaya
12 Eylül 2026, dB

BELGELİK AĞAÇLARI'na yalnızca bir ağaç yetiştirme çalışması olarak bakıldığında, elde kalan şey bir dizi fidan, dikim ve dağıtım kaydından ibaretmiş gibi görünebilir. Oysa tarihçe biraz daha dikkatli okunduğunda, burada başka bir hareket görülür. Bir tohumun toplanmasıyla başlayan süreç, onu yetiştiren kişiden ayrılıp başka bir yere ulaşır; orada yeniden büyür, başka bir kişiye aktarılır ve yeni bir eylemin başlangıcına dönüşür.

Bu nedenle çalışmanın asıl konusu ağaç sayısı değildir. Asıl konu, bir duyarlılığın nasıl çoğaltılabildiğidir.

1992–93'te üniversite bahçesinden alınan bir kavak dalı ile başlayan erken kayıtlar, sonraki yıllarda öğrencilerden gelen fidan ve tohumlarla genişler. Yalova'dan gelen fındık, Çorum'dan gelen ceviz, öğrencinin kendi yetiştirdiği elma, daha sonra farklı türlerde yapılan üretimler ve başka yerlere gönderilen fidanlar, tek bir bahçenin envanterini aşan bir ilişki ağı oluşturur. Burada her ağaç aynı zamanda bir kaynak, kişi, tarih ve yer bilgisi taşır.

Böylece ağaç, biyolojik varlığıyla birlikte bir belgeye dönüşür.

Fakat belgenin özelliği burada bitmez. Çünkü bu belge arşivde hareketsiz kalmaz. Yeniden dikilebilir, çoğaltılabilir, başka bir yere taşınabilir ve başka bir insanın deneyimine dönüşebilir.

BELGELİK AĞAÇLARI'nın özgün taraflarından biri tam da budur: belge, eylemin sonu değil, yeni eylemin başlangıcıdır.

Bir ağacın taşıdığı zaman

Çalışmanın tarihçesinde yılların tek tek kaydedilmiş olması, ilk bakışta basit bir envanter düzeni gibi görülebilir. Oysa 1992–93, 1993–94, 1998–99, 1999–2000 gibi tarihler, ağacın yaşından daha fazlasını bildirir. Her tarih, çalışmanın farklı bir dönemine ve o dönemdeki insan ilişkilerine açılır.

Üstelik kayıt yalnızca yaşayanları içermez. Örneğin 1998–99'da dikilen selvinin 2019'da kuruduğunun kaydedilmiş olması ayrıca önemlidir. Çünkü böylece belgelik, yalnızca başarıların veya devam edenlerin kaydı olmaktan çıkar. Kaybolan da kayda girer.

Bu açıdan bakıldığında BELGELİK AĞAÇLARI, zamanı ağaç üzerinden görünür hale getiren bir çalışma olarak da okunabilir.

Ağaç büyüdükçe zaman geçer; fakat kayıt, ağacın geçmişini görünür tutar. Bir başka deyişle ağaç yaşayan bir varlık, kayıt ise onun hafızasıdır. İkisi birlikte düşünüldüğünde ortaya yalnızca bir bahçe değil, zamanla çalışan bir belgelik çıkar.

“Kendi fidanını üretmek”

2002 tarihli kayıtta yer alan “her mezunumuz ve öğrencimiz bulundukları bölgede BELGELİK AĞAÇLARI dikecek ve koruyacak” düşüncesi, çalışmanın kapsamını belirleyen önemli eşiklerden biridir.

Burada dikkat çekici olan, öğrenciden hazır bir fidanı yalnızca dikmesinin istenmemesidir. Fidanın üretilmesi, dikilmesi ve korunması birlikte düşünülür.

Bu ayrım önemlidir.

Hazır bir ağacı dikmek bir eylemdir. Fakat tohumdan veya çelikten yeni bir canlı üretmek, onun gelişimini izlemek, yaşatmak ve sonunda başka bir yere aktarmak, daha uzun süreli bir sorumluluk ilişkisi gerektirir.

Dolayısıyla “kendi fidanını üretmek”, BELGELİK AĞAÇLARI'nın yalnızca çevre duyarlılığı değil, süreklilik eğitimi taşıdığını gösteren ifadelerden biridir.

2004'te yüzlerce çelikle yapılan üretim çalışmaları, 2005'te öğrencilerin kendi fidanlarını yetiştirmesine verilen önem, 2007'de kestane toplama, 2009'da çekirdek biriktirme ve anı ağacı çalışmaları, 2012'de her öğrencinin en az beş fidan yetiştirmesine yönelik hedef ve sonraki yıllarda okul dışına doğru genişleyen dağıtım faaliyetleri, bu düşüncenin tek bir etkinlikle sınırlı olmadığını gösterir.

Burada önemli olan tek tek faaliyetlerin büyüklüğü değil, aynı düşüncenin farklı yıllarda farklı biçimlerde yeniden kurulmasıdır.

Atölyeden dışarı çıkan şey

BELGELİK AĞAÇLARI'nın en önemli sonuçlarından biri, çalışmanın atölye sınırları içinde kalmamasıdır.

2003 tarihli Sebahat Arslan mektubu (*), öğrencinin başka bir coğrafyada öğretmenlik yaptığını gösterirken; aynı döneme ait Özge Kıyıcı'nın Eastchester'dan gönderdiği kayıt (*), çalışmanın İstanbul dışındaki bir yaşam alanında da karşılık bulduğunu gösterir. Bir öğrencinin diktiği leylak, bu bakımdan yalnızca bir bitki değildir; atölyeden başka bir coğrafyaya taşınmış somut bir izdir.

Daha sonraki yıllarda bu hareket belirginleşir. Öğrencilerden bazıları öğretmen olduklarında kendi okullarında tohum ve fidan yetiştirmeye başlar. 2017'de kaydedilen Gökhan Özdemir söyleşisi bu aktarımın kişisel tanıklığını verir. Kendi ifadesine göre atölyede karşılaştığı yaklaşımı daha sonra öğretmenlik yaptığı okulda meşe palamudu ve çam fıstığı yetiştirip öğrencilerine ve okul çevresine dağıtarak sürdürmüştür.

Burada artık önemli bir değişim gerçekleşmiştir:

Öğrenci, çalışmanın yalnızca katılımcısı olmaktan çıkıp taşıyıcısına dönüşmektedir.

Bu nedenle BELGELİK AĞAÇLARI'nın yayılmasını yalnızca coğrafi bir yayılma olarak değerlendirmek eksik kalır. Asıl yayılma, eylem biçiminin kişiden kişiye aktarılmasıdır.

Siverek'teki okul çalışmaları, Van'da öğrencileriyle sürdürülen uygulamalar ve 2019'da Özbekistan'dan farklı tohumların getirilmesi gibi örnekler bu aktarımın farklı coğrafyalarda yeni biçimler alabildiğini gösterir.

Ağaçtan ekolojiye

Çalışmanın zaman içinde yalnızca ağaçlarla sınırlı kalmaması da bu açıdan anlamlıdır.

Kuş evleri, kuş gözlemleri ve kelebek çalışmalarıyla birlikte ilgi alanının genişlemesi, “ağaç” sözcüğünün dar anlamıyla anlaşılmaması gerektiğini gösterir. Ağaç burada daha geniş bir yaşam ilişkisine açılan başlangıç noktasıdır.

Bu nedenle BELGELİK AĞAÇLARI'nı yalnızca “ağaç dikme” başlığı altında değerlendirmek, tarihsel gelişimin önemli bir bölümünü görünmez kılar.

Ağaç; tohum, toprak, kuş, böcek, insan, okul, bahçe, şehir ve coğrafya ile birlikte düşünülmeye başlar.

2023 tarihli “Mabet Ağacının Gölgesinde” (*) yazısı bu düşünsel genişlemenin daha açık bir örneğidir. Ginkgo biloba üzerinden ağaç; zamanın tanığı, geçmiş ile bugün arasında bağ kuran canlı bir varlık ve insanın kendi yaşam alanıyla ilişkisini yeniden düşünmesine vesile olan bir varlık olarak ele alınır.

Burada artık “ağaç yetiştirmek” ile “ağaç üzerine düşünmek” birbirinden ayrılmaz hale gelir.

Bir fidanın eğitime dönüşmesi

BELGELİK AĞAÇLARI'nın eğitimsel yönü, belki de en açık biçimde bu aktarım zincirinde ortaya çıkar.

Öğrenci bir tohumu alır.

Onu yetiştirir.

Büyümesini bekler.

Sonra başka bir yere götürür.

Bir süre sonra kendisi öğretmen olur.

Bu kez aynı davranışı öğrencilerine aktarır.

Öğrencileri yeni tohumlar yetiştirir.

Böyle bir zincirin sonunda başlangıçtaki kişi veya mekân artık tek merkez değildir.

Bu nokta önemlidir. Çünkü iyi bir eğitim etkinliği yalnızca katılımcının öğrendiği şeyi göstermeyebilir; öğrencinin daha sonra kendi başına yeni bir şey başlatabilmesiyle ölçülebilir.

BELGELİK AĞAÇLARI'nda görülen şey tam olarak böyle bir çoğalma biçimidir.

Bu nedenle çalışmanın pedagojik sonucu, “öğrenciler ağaç yetiştirmeyi öğrendi” cümlesinden daha geniştir. Daha güçlü ifade şudur:

Öğrenci, bir düşünceyi kendi bulunduğu yere taşıyabilecek bir özne haline gelir.

Kapsama alanı

Bu noktada dB'nin “kapsama alanı” (*) fikri ayrıca önem kazanır.

2005'te kurulan dB kapsama alanı grubu, yalnızca duyuru yapılan bir iletişim kanalı olarak görülmemelidir. Farklı kişilerin, metinlerin, belgelerin ve ilgilerin birbirine ulaştırıldığı bir dolaşım alanı oluşturur.

BELGELİK AĞAÇLARI'nın yapısı da buna benzer bir mantık taşır.

Bir fidan bir yerden başka bir yere gider.

Bir öğrenci bir atölyeden başka bir okula gider.

Bir bilgi bir kişiden başka bir kişiye aktarılır.

Bir yazı bir uzmanın alan bilgisini atölyeye taşır.

Bir deneyim yeni bir deneyimin başlangıcına dönüşür.

Bu nedenle “kapsama alanı”, burada yalnızca dijital bir ağın adı değildir. dB'nin çalışma biçimini anlamak için kullanılabilecek daha geniş bir kavramdır: üretilen şeyin kendi bulunduğu yerin dışına çıkabilmesi.

BELGELİK AĞAÇLARI bu düşüncenin en somut biçimlerinden biridir.

Belge ile sorumluluk arasındaki ilişki

Çalışmanın düşünsel tarafı yalnızca “doğayı sevmek” üzerinden açıklanamaz.

dB'nin Ağaçları kolunda dışarıdan uzmanların metinlerine de yer verilmesidir. Orman yangınları konusunda Prof. Dr. Tuncay Neyişçi'nin yazısında ağaç halkalarının geçmişte yaşanan olayları okuyabilen bir kayıt sistemi gibi ele alınması, belgeleme düşüncesini doğal dünyanın kendisine doğru genişletir.

Ağaç yalnızca bizim belgelediğimiz bir nesne değildir.

Ağaç da bizi ve yaşadığımız zamanı belgelemektedir.

Bu düşünce, BELGELİK AĞAÇLARI'nın adındaki “belgelik” sözcüğüne farklı bir anlam kazandırır. İnsan ağacı kaydederken, ağacın da zamanı kaydettiği fark edilir.

Böylece belgelemek tek yönlü bir insan faaliyeti olmaktan çıkar; insan ile doğa arasında karşılıklı bir okuma ilişkisine dönüşür.

BELGELİK AĞAÇLARI'nın asıl ölçeği

Bugün geriye dönüp yalnızca kaç ağacın dikildiğini sormak, bu çalışmanın gerçek ölçeğini küçültür.

Çünkü burada ölçülebilen şeylerden biri ağaç sayısı olsa da, ölçülmesi daha zor olan asıl sonuç başka yerdedir:

Bir öğrencinin duyarlılığı.

Bir mezunun taşıdığı deneyim.

Bir öğretmenin kendi okulunda başlattığı çalışma.

Bir çocuğa verilen fidan.

Bir başka coğrafyadan gönderilen tohum.

Bir ağacın yıllar sonra hâlâ yaşadığının öğrenilmesi.

Bir ağacın kuruduğunun kayda geçirilmesi.

Bir uzmanın kendi bilgisini bu yapının içine bırakması.

Bir insanın uzak bir yerden yalnızca destek olmak için atölyeye gelmesi.

Bunların her biri tek başına küçük görünebilir. Fakat birlikte okunduklarında farklı bir şey ortaya çıkar:

Bir çalışma, kendisini tekrar etmek yerine başkalarının içinde yeniden kurulmaktadır.

BELGELİK AĞAÇLARI'nın derinliği de burada aranmalıdır.

Bu, tamamlanmış bir proje değildir. Başlangıç ve bitiş tarihi olan bir kampanya da değildir. Daha çok, tohumdan fidana, fidandan ağaca, ağaçtan belleğe ve bellekten yeniden eyleme geçen açık uçlu bir üretim düzenidir.

Bu yüzden “belgelik” burada geçmişi saklayan bir yer olmaktan çok, geçmişten geleceğe bir geçiş düzeni anlamına gelir.

Bir fidanın toprağa dikilmesiyle başlayan şey, yıllar sonra başka bir insanın elinde yeniden başlayabilir.

Ve belki BELGELİK AĞAÇLARI'nın en önemli kaydı tam da budur:

Yaşayan bir şeyi belgelemekle kalmamak; belgenin de yaşamaya devam edebilmesini sağlamak.

 

Notlar ve Açıklamalar

Belgelik Ağaçları yalnızca fidan yetiştirmekten ibaret değildi

Belgelik Ağaçları sayfasının erken kayıtlarında çalışma, doğrudan “BELGELİK AĞAÇLARI”nı çoğaltma amacıyla ifade edilir: öğrencilerin ve mezunların bulundukları bölgelerde ağaç dikmeleri ve bunları korumaları öngörülür. Sayfanın erken dönem arşivinde bu ifade, yetiştirme eylemini öğrencinin bulunduğu yere taşıyan bir süreklilik düşüncesiyle birlikte yer alır.

Bu nedenle burada “ağaç” yalnızca dikilecek bir nesne değildir. Tohumun toplanması, çimlendirilmesi, fidanın yetiştirilmesi, başka bir yere götürülmesi, dikilmesi, korunması ve daha sonra onun hakkında bilgi bırakılması aynı zincirin farklı aşamalarıdır.

Volkan Yalazay: ağacı yetiştirmekten ağacı belgelemeye

Bu genişlemenin erken ve somut örneklerinden biri, Volkan Yalazay’ın 2001–02 döneminde hazırladığı çalışmalardır. Belgelik Ağaçları arşivinde Yalazay'a ait Çocuk Ağaçlardan İhtiyar Ağaçlara ve Yeşil Anıtlar başlıklı iki yazı bulunur. Aynı arşivde yine onun hazırladığı üç ayrı Anıt Ağaçlar kaydı yer alır.

Bu kayıtların özelliği, ağacın yalnızca fotoğrafının çekilmiş olması değildir. Örneğin İznik'teki çınar için gövde çevresi, çapı ve yaşı verilir; ağacın giderek çürümesi ve yeterince onarılmaması ayrıca kayda geçirilir. Belgrad Ormanı'ndaki “Uyuyan Çınar / Ahtapot Çınar” için de tahmini yaş, boy, gövde çevresi ve yere uzanan dalın uzunluğu belirtilir. “İkiz Çınar” için benzer ölçümler yapılır.

Burada Belgelik Ağaçları'nın anlamı belirgin biçimde genişler: ağaç yetiştirmek kadar, ağacı görmek, tanımak, ölçmek, adlandırmak ve kayda geçirmek de çalışmanın parçasıdır. Böylece “çocuk ağaç” ile “ihtiyar ağaç” arasında yalnızca biyolojik bir büyüme değil, bir belgeleme sürekliliği kurulmuş olur.

Yalazay'ın bu erken çalışmaları, daha sonraki yaşamındaki anıt ağaç araştırmalarıyla birlikte düşünüldüğünde ayrıca dikkat çekicidir. Ancak bu sürekliliği doğrudan bir nedensellik olarak kurmak yerine, erken Belgelik Ağaçları kayıtlarının sonraki bağımsız araştırmalarla aynı bakış yönünde buluştuğunu söylemek daha doğru olur.

“Sardunya”: arşivin yalnızca yerel üretimden oluşmadığını gösteren bir örnek

Belgelik Ağaçları arşivinde Turgay Fişekçi'nin 27 Kasım 2002 tarihli Cumhuriyet yazısı “Sardunya” başlığıyla yer alır. Bunun yanında İlhan Selçuk'un Ağaç ve İnsan yazısı ile daha sonra Prof. Dr. Tuncay Neyişçi'nin Kim Demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez Diye başlıklı yazısı da aynı arşiv içinde bulunur.

Bu kayıtlar önemli bir ayrıntıyı gösterir: Belgelik Ağaçları arşivi yalnızca atölyede yapılan uygulamaların fotoğraflarını ve öğrencilerin notlarını biriktiren bir klasör değildir. Ağaç ve bitki hakkında dışarıda üretilmiş yazılı bilgileri de kendi belgeleme alanına dahil eder.

Böylece çalışma, yetiştirme ile yazılı belge arasında çift yönlü bir ilişki kurar: Bir tarafta doğrudan yapılan iş vardır; diğer tarafta bu işi daha geniş bir bilgi alanına bağlayan metinler.

Tuncay Neyişçi: ağacın kendisini belge olma niteliği

28 Mart 2007 tarihli Prof. Dr. Tuncay Neyişçi yazısı, bu genişlemenin özellikle güçlü bir örneğidir. Kim Demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez Diye başlıklı metin, Belgelik Ağaçları arşivinde öğrenci yazılarıyla aynı bölümde tutulmaktadır.

Buradaki önemli nokta, ağacın yalnızca korunması gereken bir canlı olarak değil, üzerinde geçmişin okunabileceği bir kayıt taşıyıcısı olarak düşünülmesidir. Böylece “belgelik” kavramı başka bir anlam kazanır: İnsan ağacı belgelemekle kalmaz; ağacın kendisi de geçmişe ilişkin bir belge niteliği taşır.

Bu ayrım, Belgelik Ağaçları'nın düşünsel alanını yalnızca çevre duyarlılığıyla açıklamanın neden yetersiz kalacağını gösterir.

“Her Çekirdek Bir Ağaçtır”: çalışmanın kapsama alanına taşınması

2007 tarihli dB Kapsama Alanı kaydı, Belgelik Ağaçları'nın yalnızca fakülte atölyesindeki uygulamalarla sınırlı olmadığını açık biçimde gösterir. Kayıtta öğrencilerin meşe palamutlarını evlerinde ve atölyede yetiştirdikleri, fidanları yaşadıkları ve sürekli görebilecekleri yerlere dikmelerinin planlandığı belirtilir. Aynı kayıtta Bekir Bolat'ın yollarda ezilen kestaneleri toplayıp bölüm arkadaşlarına dağıttığı ve bunların toprakla buluşturulduğu da aktarılır.

Aynı kayıt, Manisa'daki “Her Çekirdek Bir Ağaç” projesine dB'nin katkı verme isteğini de belgeliyor. Burada öğrencilerin tatil dönemlerinde bulundukları şehirlerde benzer çalışmalar başlatmaları özellikle teşvik ediliyor.

Bu ayrıntı önemlidir: Belgelik Ağaçları'nın “kapsama alanı”, yalnızca internette bilgi paylaşmak anlamına gelmez. Öğrencinin bulunduğu coğrafyaya taşınabilen bir eylem biçimi olarak kurulmuştur.

Tohum ile fidan arasındaki tercih

Aynı Kapsama Alanı kaydında dB tarafından paylaşılan “Her Çekirdek Bir Ağaç” metninde, tohumun doğrudan toprağa bırakılmasının fidan olarak dikime göre avantajları tartışılır. Tohumdan çıkan bitkinin daha baştan doğal koşullarda gelişmesi, farklı toprak ve çevre koşullarına uyum sağlayabilmesi ve düşük maliyetle çoğaltılabilmesi üzerinde durulur. Metin ayrıca bu yaklaşımın çevresel sakıncaları konusunda yapılan eleştirileri de aktarır.

Bu belge, Belgelik Ağaçları'nın yalnızca “ağaç dikelim” düzeyinde kalmadığını gösteren yararlı bir ayrıntıdır. Nasıl yetiştirileceği, hangi yöntemle çoğaltılacağı ve bunun çevresel sonuçlarının ne olacağı da tartışma alanına dahil edilmiştir.

Dışarıdan gelen bilgi ve karşılaşmalar

Kapsama Alanı kayıtları, Belgelik Ağaçları'nın zamanla farklı kişi ve kuruluşlarla temas eden bir yapıya dönüştüğünü de gösterir. Örneğin 2007'de Esra Per'in Kapsama Alanı'na katılarak projeyle ilgili bilgi paylaşması, çalışmanın kendi çevresi dışından da karşılık bulduğunu gösteren erken örneklerden biridir. Bu tür karşılaşmalar, Belgelik Ağaçları'nın yalnızca kapalı bir atölye etkinliği olarak kalmadığını anlamak açısından önemlidir.

dB'nin diğer kollarıyla birlikte düşünüldüğünde

Belgelik Ağaçları, dB'nin tek başına duran bir “ağaç projesi” olarak değil, farklı bilgi alanlarını belgelemeye çalışan daha geniş yapının bir kolu olarak okunabilir. dB'nin 2010 tarihli bir tanıtımında Felsefe Kolu, Görüntü Belgeliği ve Müzik Belgeliği birlikte sıralanırken; Müzik Belgeliği'nin resim sanatı ile müzik arasındaki bağı araştırmak, doküman toplamak ve bunları kapsama alanına ulaştırmak üzere tanımlandığı görülür. Aynı tanıtımda Belgelik Ağaçları da öğrencilerin ve mezunların bulundukları bölgelerde ağaç dikmesi ve koruması yönündeki amacıyla yer alır.

Bu açıdan bakıldığında Belgelik Ağaçları'nın özgünlüğü, “sanat öğrencilerinin ağaç dikmesi”nden daha geniştir. dB'nin belge toplama, bilgiyi dolaşıma sokma ve bunu öğrencinin bulunduğu çevrede eyleme dönüştürme mantığının doğa alanındaki karşılığıdır.

Bir arşivin canlı malzemesi

Belgelik Ağaçları sayfasının kendi arşiv ifadesi de önemlidir: fotoğraflar ve öğrenci yazıları, doğrudan “BELGELİK ağaçları'nın arşivi” olarak tanımlanır. Sayfanın 14 Kasım 2002'de eklenmiş, 19 Aralık 2007'de yenilenmiş olması, bu malzemenin tek seferlik bir etkinlik kaydı değil, yıllar içinde genişleyen bir belge alanı olarak tutulduğunu gösterir.

Bu nedenle Belgelik Ağaçları'nı yalnızca “ağaç dikme etkinliği” olarak tanımlamak eksik kalır. Tohum, fide, ağaç, fotoğraf, ölçüm, öğrenci yazısı, dışarıdan gelen makale, söyleşi ve daha sonra yapılan uygulamalar aynı belgeleme zincirinin farklı biçimleridir.

Belki de çalışmanın en ayırt edici tarafı burada ortaya çıkar: bir ağacı yetiştirmek ile onun hakkında bir belge bırakmak birbirinden ayrılmamıştır. Canlı olanın kendisi zaman içinde değişirken, ona ilişkin kayıt değişimin izini tutar. Böylece doğa çalışması, eğitim çalışması ve belgeleme pratiği aynı yerde buluşur.

 

(*)

merhabalar hocam;
Ağacım ceviz verdi mi? Ben şu an Gaziantep de 3 yıldır resim öğretmenliği yapmaktayım. ders belgeliğiniz hala eski mükemmelliğinden bir şey kaybetmeden daha da mükemmelleştirmişsiniz tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim.
Sebahat Arslan (Çorum)
Sent: Saturday, November 29, 2003 6:16 PM
Subject: ceviz ağacı


Bu sefer size söz, havalar biraz ısınınca bir fidan dikeceğim ve size resmini göndereceğim :)) ...
Özge KIYICI (
Eastchester NY USA)
Gönderilmiş: Paz 07.03.2004 07:01

 

ders BELGELİĞİ kapsama alanı >>> https://groups.google.com/g/kapsamaalani dB'nin öğrenciler, mezunlar ve dışarıdan katılımcılarla bilgi ve belge dolaşımını sürdürdüğü iletişim arşivi. Grup, 2005'ten itibaren oluşan geniş bir kayıt alanı içermektedir.

 


Hazırlayan: Ezgi Kaplan

 

 

 

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  1. ders BELGELİĞİ — “BELGELİK ağaçları: Yazılar–Resimler.”
    www.avnioztopcu.com alanından Belgelik Ağaçları arşivi. İçerikte Volkan Yalazay’ın Çocuk Ağaçlardan İhtiyar Ağaçlara ve Yeşil Anıtlar yazıları; Turgay Fişekçi’nin Sardunya; İlhan Selçuk’un Ağaç ve İnsan; Prof. Dr. Tuncay Neyişçi’nin Kim Demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez Diye yazıları ile üç ayrı Anıt Ağaç belgelemesi bulunmaktadır. Sayfa 14 Kasım 2002'de eklenmiş, 19 Aralık 2007'de yenilenmiştir.

  2. ders BELGELİĞİ — “Belgelik Ağaçları / H62 Bahçesi.”
    Öğrenci ve mezunların bulundukları bölgelerde “BELGELİK AĞAÇLARI” dikmeleri ve korumaları yönündeki temel ifade.

  3. ders BELGELİĞİ Kapsama Alanı — “ÇEKİRDEK ve AĞAÇ / Belgelik Ağaçları ‘Her Çekirdek Bir Ağaç’ Projesi.”
    10 Ağustos 2007 tarihli kayıt. Meşe palamutlarının öğrenciler tarafından evlerde ve atölyede yetiştirilmesi, fidanların yaşanılan bölgelere dikilmesi, Bekir Bolat’ın yollarda ezilen kestaneleri toplaması ve Manisa’daki “Her Çekirdek Bir Ağaç” projesiyle ilişki kurulması gibi somut bilgiler içerir. Aynı dizide çekirdeklerin toplanması, kurutulması ve ekilmesine ilişkin uygulama bilgileri de bulunmaktadır.

  4. ders BELGELİĞİ Kapsama Alanı — Google Groups arşivi.
    dB'nin öğrenciler, mezunlar ve dışarıdan katılımcılarla bilgi ve belge dolaşımını sürdürdüğü iletişim arşivi. Grup, 2005'ten itibaren oluşan geniş bir kayıt alanı içermektedir.

  5. ders BELGELİĞİ — “BELGELİK ağaçları söyleşileri… 13 Nisan 2017.”
    kunduzca kanalındaki söyleşi: Leyla Soyer Mengüç / Gökhan Özdemir. Gökhan Özdemir’in dB öğrenciliği ve Belgelik Ağaçları deneyimine ilişkin sözlü tanıklığı için kullanılmıştır.
    (Video kaynağı; bağlantı: www.youtube.com/kunduzca)

  6. ders BELGELİĞİ — Günleme arşivi.
    Belgelik Ağaçları ile ilişkili öğrenci ve mezunların uygulamalarını, söyleşilerini ve sonraki yıllardaki doğa–sanat çalışmalarını izlemek için başvurulan arşiv.

  7. ders BELGELİĞİ — “Günleme” söyleşileri.
    Özellikle Zekeriya Ezelhan’ın 2021 tarihli söyleşisi; 2019'da Özbekistan'dan getirilen badem, Afgan akasyası ve kayısı tohumları ile Belgelik Ağaçları'nın yalnızca fidan yetiştirme faaliyeti olmadığına ilişkin değerlendirmeleri bakımından önemlidir.

  8. ders BELGELİĞİ — 2000'li yıllara ait Belgelik Ağaçları haber, yazı ve fotoğraf kayıtları.
    Çalışmanın zaman içinde genişlemesini, farklı türlerin yetiştirilmesini, öğrenci katılımını ve belgeleme faaliyetlerini izlemek amacıyla kullanılmıştır.

  9. ders BELGELİĞİ / Kapsama Alanı — dB kolları ve tanımları.
    Felsefe Kolu, Görüntü Belgeliği ve Müzik Belgeliği gibi farklı çalışma alanlarının tanımları, Belgelik Ağaçları'nın dB içindeki konumunu değerlendirmek için kullanılmıştır. Müzik Belgeliği'nin doküman toplama, araştırma ve bunları kapsama alanına ulaştırma amacı özellikle açıklayıcıdır.

 

İlgili dış kaynaklar

  1. Turgay Fişekçi, “Sardunya”, Cumhuriyet, 27 Kasım 2002.
    Belgelik Ağaçları arşivinde ayrıca saklanan dış kaynak metinlerinden biridir.

  2. İlhan Selçuk, “Ağaç ve İnsan”, Cumhuriyet, 9 Ekim 2003.
    Belgelik Ağaçları arşivinde yer alan dış kaynak metni.

  3. Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, “Kim Demiş Ağaçlar Okuma-Yazma Bilmez Diye”, 28 Mart 2007.
    Ağacın yalnızca korunacak bir canlı değil, geçmişin okunabileceği bir kayıt taşıyıcısı olarak ele alınması bakımından metnin düşünsel arka planında önemlidir.

  4. Volkan Yalazay, “Çocuk Ağaçlardan İhtiyar Ağaçlara” ve “Yeşil Anıtlar”, 2001–02.
    Belgelik Ağaçları'nın erken dönem öğrenci üretimleri.