Felsefe Belgeliği:
Sorudan Araştırmaya, Yazıdan Yayına
ders BELGELİĞİ içinde felsefenin yeri,
yalnızca sanat hakkında felsefi metinler okumakla açıklanabilecek
bir alan değildir. Felsefe Belgeliği’nin çalışmaları; bir sorunun
nasıl ele alındığı, nasıl araştırmaya dönüştüğü, öğrencinin kendi
yazısını nasıl kurduğu ve bu çalışmanın nasıl yeniden paylaşılabilir
bir belgeye dönüştürüldüğü üzerinden izlenebilir. Bu nedenle Felsefe
Belgeliği’ni anlamak için yalnızca yayımlanan metinlere değil, bu
metinlerin ortaya çıkmasını sağlayan çalışma biçimine de bakmak
gerekir.
Bu çalışma biçiminin erken ve doğrudan
belgelenebilen zeminlerinden biri
95–96 NOTLARIdır.
23 Mayıs 1996 tarihli giriş yazısında bu notlar, tamamlanmış bir
ders kitabı olarak değil; yazılı ve sözlü kaynakların, alıntıların
ve konular arasındaki boşlukların doldurulmasıyla iki kapak arasında
bir bileşime dönüşecek açık uçlu bir çalışma olarak tanımlanır.
Burada dikkat çekici olan, bilginin yalnızca aktarılacak bir içerik
olarak görülmemesidir. Notlar, öğrencinin daha sonra kendi
sorularına dönebileceği bir çalışma zemini oluşturur.
Aynı metinlerde, sanat eğitiminin
yalnızca çalışkanlıkla ya da mevcut bilgiyle sürdürülemeyeceğine
ilişkin açık bir tutum da görülür. “Ne için çalışıyorsun, amacın
ne?” sorusu, çalışmanın yönünü tartışmaya açarken, “kendi
alanımızın hakiki insanı olmak” ifadesi öğrencinin kendi
alanında sorumluluk alması gerektiğine işaret eder. Buradaki vurgu,
hazır bir düşünceyi benimsemekten çok, kişinin kendi düşünme ve
çalışma sorumluluğunu üstlenmesidir.
Felsefe Belgeliği’nin daha sonra
geliştirdiği soru merkezli çalışma biçimi bu zeminden okunabilir.
dB’nin ödev ve Desen
Yazıları belgelerinde her öğrencinin bir soru ya da konu
seçerek araştırma yazısı hazırlaması; yazının en az beş kaynağa
dayanması; grup içinde toplanması ve değerlendirilmesi doğrudan
belgelenmiştir. Soruların niteliği de dikkat çekicidir. “Gördüğümüz,
gördüğümüz müdür?”, düşünme ile dil arasındaki ilişki, dış
gerçeklik–iç gerçeklik ayrımı, hazır “izm” çerçevelerinin düşünceyi
nasıl sınırladığı ya da kişinin neden kendi aklına dayanma cesareti
göstermesi gerektiği gibi sorular, öğrenciye doğrudan cevap vermek
yerine araştırma yönü açar.
Dolayısıyla burada felsefenin eğitim
içindeki işlevi, öğrenciye belirli bir felsefi görüşü öğretmekten
önce, soruyu
araştırılabilir bir nesne hâline getirmek olarak ortaya
çıkar. Öğrenci önce bir problemle karşılaşır; sonra bu problem
farklı kaynaklarda aranır, karşılaştırılır, yazıya geçirilir ve
tartışılabilir bir biçim kazanır. Bu süreçte felsefe, atölyenin
dışından getirilen ayrı bir bilgi alanı olmaktan çıkar ve görme,
düşünme, dil, gerçeklik, sanat ve eğitim arasındaki ilişkileri
sorgulamak için kullanılan bir çalışma aracına dönüşür.
Bu durum, 1998’de yayımlanmaya
başlayan dB dergisinin ilk sayısından itibaren açık biçimde
görülebilir. Nisan 1998 tarihli birinci sayının girişinde, felsefi
bir dünya görüşünü amaçlayan kişinin kendi aklına dayanma cesaretini
göstermesi gerektiği söylenir; ardından felsefe bilgisinin
öğrenilmesi ve bilim ile felsefenin “dört duvar arasında”
bırakılmaması gerektiği belirtilir. Daha önemlisi, öğrencilerin
kendi sorularına farklı yerlerden ve farklı zamanlardan yeni sorular
ekleyecekleri ifade edilir. Aynı sayıda Moritz Geiger, Takiyettin
Mengüşoğlu ve Heinz Heimsoeth gibi yazarların metinlerinin yanında
Nihal Kılıç, Zühre Bal ve Seda Öztürk’ün öğrenci yazıları da yer
alır. Böylece derginin yapısı baştan itibaren yalnızca hazır felsefi
metinleri yayımlayan bir yayın olmaktan farklılaşır. Kaynak metin
ile öğrencinin kendi araştırması aynı yayın alanında karşılaşır.
Haziran 1998 tarihli ikinci sayı bu
çizgiyi sürdürür. Dil, görme ve düşünme arasındaki ilişkiyi öne
çıkaran giriş metninin yanında İsmail Tunalı, Takiyettin Mengüşoğlu,
Bedia Akarsu ve E. H. Gombrich gibi isimlerin yazıları ile
öğrencilerin araştırmaları birlikte yer alır. Nisan 1999 tarihli
beşinci sayıda ise Heidegger, Akarsu, Nermi Uygur ve Platon gibi
isimlerin yanı sıra yine öğrencilerin yazıları bulunmaktadır. Bu
içerik yapısı, felsefenin burada tek başına bir “konu” olarak değil,
öğrencinin düşünme ve yazma pratiği içinde işleyen bir kaynak alanı
olduğunu gösterir.
Burada önemli bir ayrım yapmak
gerekir. Felsefe Belgeliği
ile dB dergisinin birbirinin aynı yayın organları olduğu söylenemez.
dB dergisi daha geniş bir yayın yapısıdır ve farklı alanlardan
metinleri, öğrenci çalışmalarını ve çeşitli yazarları bir araya
getirir. Felsefe Belgeliği ise bu yapı içindeki felsefi çalışma
alanının örgütlenmesini sağlayan kollardan biridir. Daha sonraki
akademik değerlendirmelerde de Felsefe Belgeliği’nin sanat ve
felsefe ile ilgili çalışmaları yürüttüğü ve felsefenin eğitimdeki
araştırmalara bir bakış açısı kazandırdığı belirtilir. Bu nedenle dB
dergisindeki felsefi içerikle Felsefe Belgeliği’nin kol olarak
yürüttüğü çalışmayı aynılaştırmak yerine, birbirini besleyen iki
katman olarak düşünmek daha isabetlidir.
Bu ilişkinin önemli taraflarından
biri, öğrenci yazılarının yalnızca “ödev” olarak kalmamasıdır.
Felsefe Belgeliği’nin çalışma alanına ilişkin tanıklıklarda,
öğrencilerin yazılarının önce ders içinde ele alındığı, ardından
yayıma hazırlanma aşamasında yeniden çalışıldığı görülür. Böylece
yazı, öğrencinin bireysel üretimi olmaktan çıkarak kolektif bir
değerlendirme ve düzenleme sürecinden geçer. Felsefe Kolu’nun bu
noktadaki işlevi, yalnızca felsefi kaynak toplamak değil, öğrencinin
ürettiği metnin araştırma ve yayın ölçütleri içinde yeniden ele
alınmasına katkı vermektir. Bu durum, bütün sayıların editoryal
sürecini ayrıntılarıyla belgeleyen bir kayıt olarak değil, dB
içindeki çalışma pratiğine ilişkin tanıklıklarla birlikte
okunmalıdır.
Bu mekanizmanın daha somut görüldüğü
alanlardan biri Desen
Yazılarıdır. Haziran 2004 tarihli birinci sayıda yayımlanan
Adil Bilhan Altay’ın “Dadaizm, Dada Olayı” başlıklı çalışması,
açıkça “öğrenci araştırma yazıları” kapsamında sunulur. Metnin
kaynakçasında H. Avni Öztopçu’nun
Doksanbeş–Doksanaltı Notları
da yer alır. Böylece 1995–96 döneminde oluşturulan çalışma zemini
ile yıllar sonra öğrencinin hazırladığı araştırma metni arasındaki
bağ yalnızca düşünsel bir varsayım olmaktan çıkar; kaynakça
düzeyinde de belgelenir.
Burada yayın biçiminin kendisi de önem
kazanır. Desen Yazıları,
dB dergisinden farklı bir yayın katmanı olarak, öğrencilerin
araştırma metinlerini daha belirgin biçimde öne çıkarır. Birinci
sayının yapısı öğrenci araştırmaları üzerine kuruludur. İkinci
sayıda ise dışarıdan bir isimle yapılan özgün söyleşi de bu yapıya
katılır. Mart 2005’te Ali Akay ile gerçekleştirilen söyleşide yine
“Gördüğümüz, gördüğümüz müdür?” sorusundan hareket edilmesi, sorunun
yalnızca sınıf içinde tartışılan bir başlık olmadığını; sanatçı,
yazar ya da düşünce insanıyla doğrudan ilişki kurulmasına kadar
genişleyen bir araştırma pratiğine dönüştüğünü gösterir.
Burada ortaya çıkan şey, yayıncılığın
eğitim sürecinin sonuna eklenmiş bir faaliyet olmadığıdır.
Yayın, araştırmanın devam
ettiği bir aşamadır. Öğrenci araştırır, yazar, metni
yeniden ele alır, başka bir kişiyle konuşur, elde ettiği bilgiyi
düzenler ve sonunda başkalarının okuyabileceği bir biçime getirir.
Böyle bakıldığında belge, çalışmanın sonunda ortaya çıkan pasif bir
kayıt değil; çalışmanın yeniden dolaşıma girmesini sağlayan bir
ikinci aşamadır.
Felsefe Belgeliği’nin zaman içindeki
dönüşümü de bu nedenle yalnızca yayın sayılarının artması ya da
azalması üzerinden okunmamalıdır. Dergi,
Desen Yazıları ve daha
sonra ortaya çıkan kol gazeteleri farklı biçimlerdir; fakat hepsinde
ortak olan, belirli bir konunun araştırılması ve bu araştırmanın
başkalarıyla paylaşılabilir bir yazılı ürüne dönüştürülmesidir.
Felsefe Belgeliği gazeteleri bu
dönüşümün sonraki halkasını oluşturur. Günleme’de 2024 yılında
yayımlanan kayıtlar, uzun bir aradan sonra 7. sayının 3 Ocak 2024’te
“Bileşim, Bileşik, Çözümleme, Bireşim” başlığıyla, 8. sayının ise 5
Mart 2024’te Farabi üzerine yayımlandığını bildirir. İlkinde Hegel,
Herakleitos ve Descartes üzerinden kavramların ilişkisi
araştırılırken, ikincisi tek bir düşünür üzerine yoğunlaşır.
30 Eylül 2024 tarihli
Felsefe Belgeliği
Gazetesi, sıra: 10 ise bu yayın biçimini doğrudan
belgeliyor. Gazetenin başlığında “ders BELGELİĞİ felsefe kolu
çalışmaları” ifadesi bulunur; konu İbn Rüşd’dür, hazırlayan Nur
Vural, katkıda bulunan ise Zeynep İdil Özmen olarak belirtilmiştir
ve kaynakça da gazetenin içinde yer alır. Burada artık yalnızca
felsefi bir metnin seçilip paylaşılmasından söz etmiyoruz. Belirli
bir konu seçilmiş, kaynaklar taranmış, metin hazırlanmış, katkıda
bulunanlar belirtilmiş ve çalışma numaralandırılmış bir yayın
nesnesine dönüştürülmüştür.
Bu yayın biçiminin 2025’te de sürmesi
önemlidir. 2 Mart 2025 tarihli kayıt, Felsefe Belgeliği gazetesinde
Wilhelm Worringer’in “Soyutlama ve Özdeşleyim” kavramlarının ele
alındığını gösterir. Böylece gazete yalnızca geçmişten kalan bir
belge biçimi olarak değil, daha sonraki dönemde yeniden kullanılan
bir çalışma aracı olarak da karşımıza çıkar.
Bu süreklilik, Felsefe Belgeliği’nin
tarihini yalnızca “hangi filozoflar okundu?” sorusuyla sınırlamayı
güçleştirir. Çünkü içerikler değişmektedir: Mengüşoğlu, Hegel,
Descartes, Farabi, İbn Rüşd, Worringer ve daha birçok kaynak farklı
dönemlerde devreye girer. Değişmeyen şey ise belirli bir düşünce
alanının araştırma konusu yapılması, öğrencilerin bu araştırmanın
içinde yer alması ve elde edilen malzemenin yazılı bir belgeye
dönüştürülmesidir.
Burada
kaynak ile Felsefe
Belgeliği’nin katkısını birbirinden ayırmak da gerekir.
Örneğin dB sitesindeki “Düşünce Tarihi” sayfalarında Orhan
Hançerlioğlu’nun metinleri ya da Takiyettin Mengüşoğlu’nun yazıları
bulunabilir. Bu sayfaların varlığı, bu düşünürlerin görüşlerinin dB
tarafından üretildiğini göstermez. Felsefe Belgeliği’nin burada
belgelenebilir katkısı, bu metinleri belirli bir çalışma bağlamına
taşımak, erişilebilir kılmak, öğrencinin araştırmasına kaynak olarak
dâhil etmek ve bunlardan hareketle yeni soruların oluşmasına alan
açmaktır. Dolayısıyla belgelik işlevi, düşüncenin sahibi olmak
değil, düşüncenin eğitim
içindeki dolaşımını düzenlemek ve belgelemek yönünde
okunmalıdır.
Bu nokta, dB’nin daha geniş yapısı
açısından da anlamlıdır. Günleme’nin kendi açıklamasında dB, Nisan
1998 başlangıçlı ve 95–96 NOTLARI’nı destekleyen bir yayın/çalışma
olarak tanımlanırken, öğrencilerin sanat, eğitim, doğa, felsefe ve
müzik gibi alanlarda çalışmalar yürüttüğü belirtilir. Günleme’nin
kendisi de 2003’te öğrenciler tarafından başlatılmış bir çalışma
olarak, öğrencilerin geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağlantı
kurarak kendi tarihlerini oluşturmaya çalıştıklarını ifade eder.
Bu nedenle Felsefe Belgeliği’nin dB
içindeki konumunu bir
“felsefe arşivi” olarak tanımlamak eksik kalır. Arşivde
sonuçlar bulunur; burada ise o sonuçların hangi çalışma zincirinden
çıktığı da izlenebilir. Soru, kaynak, araştırma, yazı, düzeltme,
söyleşi, yayın ve yeniden arşivleme birbirinden kopuk faaliyetler
değildir. Birinin ürettiği belge, başka bir öğrencinin yeni
araştırmasının başlangıç noktası olabilir. Böylece geçmişte
üretilmiş çalışma, yalnızca saklanan bir malzeme olmaktan çıkar ve
yeniden kullanılabilir bir eğitim kaynağına dönüşür.
Felsefe Belgeliği’nin asıl ayırt edici
tarafı da burada aranmalıdır. Onu yalnızca “sanat ve felsefe
ilişkisini inceleyen kol” diye tanımlamak, yapılan işin yalnızca
konusunu söyler; çalışma biçimini açıklamaz. Oysa belgeler birlikte
okunduğunda, burada daha kapsamlı bir süreç görünür:
öğrencinin bir problemle
karşılaşması, bu problemi kaynaklarla açması, kendi metnini
üretmesi, metnin eleştirilmesi ve düzenlenmesi, başka metinlerle
veya kişilerle ilişkilendirilmesi ve sonunda paylaşılabilir bir
belgeye dönüştürülmesi.
Bu süreçte “felsefe” de hazır
cevapların alanı olmaktan çıkar. Felsefe, bir soruya erken cevap
vermekten çok, soruyu gerektiği kadar uzun süre taşıyabilme ve onu
başka sorularla ilişkilendirme yeteneği kazanır. 1998 tarihli dB
metninde öğrencinin “kendi sorularına farklı yerlerden, farklı
zamanlardan sorular ekleyeceği” yönündeki yaklaşım ile 2024–25
tarihli Felsefe Belgeliği gazetelerinin farklı düşünürler ve
kavramlar üzerine yeniden araştırma yapması arasında bu bakımdan
belirgin bir süreklilik vardır.
Sonuç
Felsefe Belgeliği’nin tarihi,
filozoflar listesinden
çok bir araştırma pratiğinin tarihi olarak okunabilir.
95–96 NOTLARI bu pratiğin bilgi zeminini kurar; sorular öğrenciyi
araştırmaya yönlendirir; dB dergisi bu araştırmaların yayın
alanlarından birini oluşturur;
Desen Yazıları öğrenci
araştırmasını daha belirgin bir yayın biçimine taşır; Felsefe
Belgeliği gazeteleri ise aynı yaklaşımı daha küçük ve doğrudan bir
yayın nesnesi içinde sürdürür. Günleme ve daha sonraki dB yayınları
bu üretimin yeni belgelerini kayda geçirir. Böylece çalışma,
yalnızca bir metnin yazılmasıyla bitmez; yazılan metin yeniden
okunabilecek, kullanılabilecek ve yeni bir çalışmaya dönüşebilecek
bir belge hâline gelir.
Bu açıdan Felsefe Belgeliği, dB içinde
yalnızca felsefeye ayrılmış bir başlık değildir.
Soruyu araştırmaya,
araştırmayı yazıya ve yazıyı belgeye dönüştüren çalışma düzeninin
bir parçasıdır. Onun eğitimsel değeri de belirli felsefi
düşüncelerin aktarılmasından çok, öğrencinin kendi sorusunu
kurmasını, kaynak aramasını, düşüncesini sınamasını, yazısını
yeniden işlemesini ve ürettiği bilgiyi ortak bir belleğin parçası
hâline getirmesini mümkün kılan bu süreçte ortaya çıkar. Günümüzde
gazete çalışmalarının yeni sayılarla sürmesi de, biçimler değişse
bile bu çalışma mantığının tamamen ortadan kalkmadığını gösteren
doğrudan bir belgedir.
Notlar ve Açıklamalar
1. Felsefe Kolu’nun Başlangıç tarihi üzerine
Felsefe Belgeliği’nin tarihini 2001’den
başlatmak eksik bir kronoloji oluşturur. Nisan 1998 tarihli dB 1.
sayı, daha ilk yayın aşamasında felsefeyi dB’nin çalışma
alanlarından biri olarak açıkça ortaya koymaktadır. Sayının
girişinde felsefi dünya görüşü, kendi aklına dayanma cesareti,
felsefe bilgisinin öğrenilmesi ve bilim ile felsefenin problemlerle
ilişkilendirilmesi ele alınırken, öğrencilerin kendi sorularına
farklı yerlerden ve zamanlardan yeni sorular ekleyecekleri
belirtilir. Aynı sayıda felsefe kaynakları ile öğrenci yazıları
birlikte yayımlanır.
Bu nedenle
1998 dB’nin başlangıcı,
Felsefe Belgeliği’nin de düşünsel başlangıç zemini olarak kabul
edilmelidir. 2001 tarihi ise felsefe çalışmalarının ayrı
bir “Felsefe Kolu” olarak adlandırıldığı ve örgütlendiğinin daha
sonraki akademik kaynaklarda belirtildiği tarihtir. Böylece 1998
“başlangıç”, 2001 ise “kol olarak belirginleşme” tarihi olarak
ayrılmalıdır.
2. Felsefe Belgeliği’nin yalnızca felsefe
okumalarından oluşmadığına ilişkin öğrenci tanıklığı
2023 yılında gerçekleştirilen öğrenci
görüşmelerinden birinde dB, öğrencilerin aktif olduğu, sanatın yanı
sıra dil, tarih, müzik, doğa ve özellikle felsefe alanlarını sanat
ve eğitimle ilişkilendiren; araştırma, gözlem ve tartışmayı birlikte
yürüten bir öğrenme alanı olarak tanımlanır. Başka bir öğrenci ise
dB’nin kesin sınırları olan hazır bir öğrenme alanı sunmadığını,
öğrencilerin de bu alanı geliştirip üreten kişiler olduğunu
belirtir.
Bu tanıklıklar, ana metinde kullanılan
“Felsefe Belgeliği bir
araştırma pratiğinin parçasıdır” çıkarımını destekleyen
sonraki dönem öğrenci deneyimleridir. Bunlar kuruluş döneminin
doğrudan belgeleri olarak değil, yapının öğrenciler tarafından nasıl
deneyimlendiğini gösteren tanıklıklar olarak okunmalıdır.
3. Felsefe Belgeliği’nin diğer kollarla
ilişkisi
2018’de yayımlanan bir dB mezunu söyleşisinde
Felsefe, Tarih ve Müzik gibi alanların ayrı çalışma kolları olarak
sürdürüldüğü; bu kolların öğrencilerin ve mezunların katılımıyla
çalıştığı ve söyleşi, video, dergi ve gazete gibi farklı üretim
biçimlerinin kullanıldığı anlatılır. Aynı söyleşide dB’nin amacı,
atölyede yapılanları belgelemek ve öğrenciler için bir araştırma ve
deney alanı oluşturmak olarak açıklanır.
Bu kayıt, Felsefe Belgeliği’nin dB içindeki
yerini tek başına felsefeye ayrılmış bir yayın faaliyeti olarak
değil, dB’nin farklı
alanlara açılan çalışma kollarından biri olarak
değerlendirmek açısından önemlidir.
4. “Belgelik” ile “ürün” arasındaki ilişki
2023 tarihli öğrenci görüşmelerinden birinde dB
için kullanılan “öğrencilerin ürettiği, ürünlerin yaşattığı bir
alan” tanımı, belgelik kavramının yalnızca önceden üretilmiş
belgelerin saklandığı bir yer olarak anlaşılmadığını gösterir. Aynı
görüşmede geçmişten veri ve bilgi toplama ile geleceğe dönük yeni
bir öğrenme alanı oluşturma aynı yapı içinde düşünülmektedir.
Bu tanıklık, Felsefe Belgeliği açısından da
önemlidir: belge yalnızca
çalışmanın sonucu değil, sonraki çalışmanın başlangıç malzemesidir.
5. Gazete biçiminin anlamı
Felsefe Belgeliği gazetelerinin 2024’te yeniden
ortaya çıkması, geçmişteki yayın biçiminin aynen tekrarlanmasından
çok, araştırmanın daha küçük ve doğrudan dolaşıma girebilen bir
yayın nesnesine dönüştürülmesi olarak okunmalıdır.
2024 tarihli 10. sayıdaki “ders BELGELİĞİ
felsefe kolu çalışmaları” ifadesi, hazırlayan ve katkıda bulunan
kişilerin adlarının belirtilmesi ve kaynakçanın gazete içinde yer
alması, bu yayınların yalnızca duyuru niteliğinde olmadığını;
araştırılmış ve
kaynaklandırılmış çalışmalar olarak tasarlandığını
göstermektedir.
6. Bir araştırma zincirinin izlenebildiği en
açık örnek
Felsefe Belgeliği açısından en somut araştırma
zincirlerinden biri, Desen
Yazıları içindeki “Dadaizm, Dada Olayı” çalışmasında
görülebilir:
soru
→ kaynak araştırması → öğrenci metni → kaynakça → yayın → belgelik
Çalışmanın kaynakçasında 95–96 NOTLARI’nın
bulunması, bu zincirin farklı dönemleri arasında doğrudan bir kaynak
ilişkisi kurulmasını sağlar. Bu nedenle 95–96 NOTLARI ile daha
sonraki öğrenci yayınları arasındaki ilişki yalnızca geriye dönük
bir yorum değildir.
7. Felsefe Kolu’nun oluşumunda 95–96
NOTLARI’nın yeri
95–96 NOTLARI’nın dB içindeki konumunu
açıklarken, daha sonraki öğrenci tanıklıkları önemli bir ayrıntıyı
görünür kılar. Burcu
Pehlivan, 25 Ağustos 2023 tarihli görüşmesinde, 95–96 ders
notlarını H. Avni Öztopçu’nun öğrenciler için hazırladığını; ders
BELGELİĞİ’nin ise bu notların dergi/kitap olarak basılması ve onları
destekleyen görüntü, ses, video, kitap ve dergi gibi belgelerin bir
araya getirilmesi ve belgelenmesi amacıyla oluştuğunu belirtir.
Bu tanıklık, 95–96 NOTLARI’nı yalnızca ders
içinde kullanılan bir kaynak olmaktan çıkarıp dB’nin sonraki
oluşumuyla ilişkilendirir.
Esra Yıldırım Bayburt, 20 Ağustos 2023 tarihli görüşmesinde
dB’yi “Avni hoca liderliğinde ve öğrenci sorumluluğunda” oluşan bir
çalışma alanı olarak tanımlar. Nitekim
Zekeriya’nın
19 Ağustos 2023 tarihli görüşmesi, öğrencinin bu yapı
içindeki konumunu daha da açıklar: dB’nin farklı çalışma kollarını
birbiriyle ilişkilendiren, bilgiyi belgeleyerek kuşaktan kuşağa
aktarmayı ve sürekliliği sağlamayı amaçlayan bir yapı olduğunu
belirtir. Görüşmede dB’nin öğrencilerin ürettiği ve ürünlerin
yaşattığı bir alan olduğu yönündeki değerlendirme de bu çerçevede
yer alır.
95–96 NOTLARI’nın Felsefe Belgeliği açısından
önemi burada belirginleşir. Notların kaynak alanı yalnızca felsefe
metinlerinden oluşmaz; sanat kuramı, tarih, dil, psikoloji,
sosyoloji ve başka düşünce alanlarını da içine alır. Böylece Felsefe
Kolu’nun daha sonra ele aldığı sorunların önemli bir bölümü,
sonradan kurulmuş dar bir “felsefe programı”ndan değil,
daha önce oluşturulmuş
geniş bir düşünsel çalışma zemininden beslenir.
Bu nedenle Felsefe Belgeliği’nin başlangıcını
yalnızca 2001 yılına yerleştirmek eksik kalır.
1998’de yayımlanan dB’nin
ilk sayısı, felsefi düşüncenin, kaynak çalışmasının ve
öğrenci sorularının daha başlangıçta yayın yapısının içinde
bulunduğunu doğrudan gösterir. 2001 tarihi ise mevcut akademik
kayıtlarda Felsefe Kolu’nun ayrı bir çalışma kolu olarak
belirginleştiği tarih olarak değerlendirilebilir. Böylece 1998’i
düşünsel başlangıç zemini, 2001’i ise kol olarak örgütlenme aşaması
olarak ayırmak daha açıklayıcıdır.
Bu iki tanıklık birlikte okunduğunda, dB’nin
oluşumunda iki yönlü bir yapı görülür:
çalışma zemininin ve
yönünün kurulmasında Avni Öztopçu’nun belirleyici öğretici rolü; bu
zeminin araştırılması, genişletilmesi, üretilmesi ve belgelenmesinde
ise öğrencilerin sorumluluğu. dB’yi yalnızca Öztopçu’nun
hazırladığı materyallerin arşivi olarak tanımlamak da, öğrencilerin
kendi başlarına oluşturduğu bağımsız bir yapı olarak görmek de
mevcut belgeleri eksik bırakır.
8. 95–96 NOTLARI’nın sonraki kuşaklardaki
devamlılığı
Bu ilişkinin yalnızca kuruluş dönemine ait
olmadığını gösteren daha geç bir tanıklık
İzzet Eray Kılıçay’ın 9
Temmuz 2026 tarihli söyleşisinde görülür. Kılıçay, mezun
olduktan sonra eğitim verirken 95/96 Notları’na başvurduğunu,
ihtiyaç duyduğunda notlara dönerek atölyede öğrendiği bilgileri
yeniden hatırladığını ve bunları kendi öğrencilerine aktardığını
belirtir. Aynı söyleşide, atölyede Avni Öztopçu’nun konuşmalarını ve
üst sınıfların çalışmalarını izleyerek öğrenmenin kendi eğitim
deneyiminin önemli bir parçası olduğunu anlatır.
Bu tanıklık, Felsefe Belgeliği’nin kuruluşunu
açıklayan bir belge değildir. Değeri başka yerdedir:
95–96 NOTLARI’nın ve
dB’deki öğrenme biçiminin öğrenci mezun olduktan sonra da
kullanılabilir bir bilgi kaynağı olarak kaldığını gösterir.
Böylece 1996’da oluşturulan notlar ile sonraki kuşakların eğitim
pratiği arasında kişisel hafıza üzerinden de olsa izlenebilir bir
süreklilik ortaya çıkar.
Kaynakça
Birincil
kaynaklar
H.
Avni Öztopçu. 95–96
NOTLARI. İstanbul, 23 Mayıs 1996.
ders BELGELİĞİ çalışma kaynakları arasında yer alan temel erken
dönem belge.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 1. sayı. Nisan 1998.
dB’nin ilk sayısındaki giriş metni, felsefe/sanat eksenli kaynaklar
ve öğrenci yazıları.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 2. sayı. Haziran 1998.
Dil, görme ve düşünme ilişkisi; kaynak metinler ve öğrenci
araştırmaları.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 5. sayı. Nisan 1999.
Felsefi ve sanat kuramsal kaynaklarla öğrenci yazılarının birlikte
yayımlanması.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 8. sayı. Mayıs 2000.
dB’nin sonraki dönem yayın yapısına ilişkin belge.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 9. sayı. Nisan 2001.
Öğrenci araştırmalarının dB içindeki görünürlüğü ve “dB ©” işaretli
çalışmalar.
ders BELGELİĞİ.
Ders Belgeliği Yazıları — 10. sayı. Nisan 2002.
Öğrenci araştırmasının daha kapsamlı eleştirel metne dönüşmesine
örnek.
ders BELGELİĞİ.
Desen Yazıları — 1. sayı. Haziran 2004.
Adil Bilhan Altay, “Dadaizm, Dada Olayı.”
ders BELGELİĞİ.
Desen Yazıları — 2. sayı. Aralık 2005.
Azime Bülbül ve Mine Yaldızlı’nın Ali Akay ile gerçekleştirdiği
söyleşi.
ders BELGELİĞİ.
Ödev / Desen Yazıları çalışma sayfası.
Öğrenci araştırmalarının soru, kaynak, yazı ve grup çalışması
ilişkisini belgeleyen sayfa.
ders BELGELİĞİ.
Düşünce Tarihi — Orhan Hançerlioğlu.
dB tarafından erişime açılan kaynak metinler dizisi.
Felsefe Kolu / Felsefe Belgeliği kaynakları
ders BELGELİĞİ / Kapsama Alanı. 2010 tarihli “ders
BELGELİĞİ blogları” kaydı.
Belgelik Ağaçları, Felsefe Kolu, Görüntü Belgeliği ve Müzik
Belgeliği başlıklarının birlikte listelendiği dönemsel kayıt.
Kapsama Alanı. 2008–2009 tarihli felsefe ve düşünce
yazışmaları.
Dil ve zihin, fenomenoloji, yeni ontoloji, şüphecilik, felsefi
antropoloji, insan, etik ve düşünce tarihi konularına ilişkin
kayıtlar.
Günleme. “Felsefe BELGELİĞİ gazetesinin son sayısı
üzerinden uzun bir süre geçmiş…” 28 Mart 2024.
Felsefe Belgeliği gazetelerinin 7. ve 8. sayılarına ilişkin dönemsel
kayıt.
Felsefe BELGELİĞİ.
İbn Rüşd. Sıra: 10, 30 Eylül 2024.
Hazırlayan: Nur Vural. Katkıda bulunan: Zeynep İdil Özmen.
Doğrudan gazete belgesi.
Günleme. “Felsefe Belgeliği Gazetesi ‘Soyutlama ve
Özdeşleyim’.” 2 Mart 2025.
Worringer çalışmasına ilişkin kayıt.
Günleme ve tanıklık kaynakları
Günleme.
Hakkında.
dB’nin kendi tarih anlatısı; 1998 başlangıcı, 2003’te Günleme’nin
ortaya çıkışı ve öğrencilerin sanat, eğitim, doğa, felsefe, müzik ve
diğer alanlardaki çalışmalarına ilişkin güncel öz-anlatı.
Günleme.
Gökhan Gümülcine ile Söyleşi.
10 Mart 2019.
1994–1999 dönem öğrencisinin erken dB deneyimine ilişkin tanıklık.
Felsefi kavram ve soruların öğrenci araştırmasına, yazıya ve
kaynaklarla çalışmaya dönüşmesi ile ilk dB yayınlarının hazırlanma
ve basım sürecine ilişkin veriler içerir.
Günleme.
Prof. Dr. Betül Çotuksöken ile
Gerçekleştirilen Söyleşi: Hazırlık, Süreç ve İzlenimler. 30
Kasım 2025.
Felsefe Belgeliği kapsamında yürütülen güncel bir araştırmanın; konu
belirleme, kaynak ve kişiyle bağlantı kurma, arşiv malzemesi edinme,
söyleşi gerçekleştirme, yayınlama ve elde edilen belgeleri yeniden
dB arşivine kazandırma aşamalarını gösteren süreç tanıklığı.
Günleme. Çetin Toğaç
ve Zeliha Akdoğan ders BELGELİĞİ Söyleşisi. 28 Ekim 2025.
Felsefi sorgulamanın ve dB’de farklı çalışma alanlarının
öğrencilerin sonraki mesleki yaşamlarına nasıl taşındığına ilişkin
mezun tanıklığı. Özellikle Çetin Toğaç’ın Felsefe Kolu’nda görev
almamış olmasına rağmen Avni Öztopçu’nun felsefe konuşmalarının
kendi eğitim anlayışına etkisini anlatması; Zeliha Akdoğan’ın ise
Felsefe, Belgelik Ağaçları, Dil, Tarih ve Müzik gibi alanların
birlikte oluşturduğu deneyimi aktarması bakımından kullanılmıştır.
Günleme. İzzet Eray
Kılıçay — ders BELGELİĞİ söyleşisi. 2026.
95–96 NOTLARI’nın kuruluş dönemindeki işlevine değil,
sonraki kuşaklarda
kullanılmaya devam eden bir çalışma ve başvuru kaynağı oluşuna
ilişkin tanıklık. Kılıçay’ın notlara daha sonraki eğitimcilik
pratiğinde yeniden başvurduğunu anlatması, dB’de üretilen bilginin
öğrenci mezun olduktan sonra da kullanılabildiğini göstermesi
açısından değerlendirilmiştir.
Akademik ve ikincil kaynaklar
Çifcibaşı, Merve.
Belgeliğin Sanat Eğitimine Etkisi. Marmara Üniversitesi, 2023.
dB’nin eğitim yapısı, kolları, belgelik kavramı ve Felsefe
Belgeliği’nin sanat-felsefe ilişkisine ilişkin akademik
değerlendirme.
Akbulut, Uğur. Marmara Üniversitesi akademik çalışması.
Felsefe Belgeliği’nin konu üzerinden gazete yayımlaması ve
söyleşiler gerçekleştirmesi; sanat–felsefe ilişkisini araştırması
üzerine değerlendirme.
Marmara Üniversitesi katalog / akademik kaynakları. 2023.
dB kollarının kronolojik sıralanması ve Felsefe Kolu’nun 2001
tarihiyle listelenmesine ilişkin ikincil kaynak.
Philosophy Documentation:
From Questions to Research, Writing and Publication in Art Education
Philosophy Documentation
is one of the working branches that developed within ders
BELGELİĞİ (dB), an educational and documentary practice
associated with the studio of H. Avni Öztopçu. Its history can be
traced not only to the formal identification of the
Philosophy Branch in 2001, but further back to the
intellectual and educational groundwork established through the
1995–96 Notes and the first issue of the dB journal in 1998.
The significance of Philosophy
Documentation lies less in teaching philosophy as a separate subject
than in introducing philosophical questioning into the processes of
art education. Questions, reading, research, writing, discussion and
documentation became interconnected activities through which
students were encouraged to examine their own ways of seeing,
thinking and producing.
The 1995–96 Notes
as an Open Intellectual Ground
The 1995–96 Notes,
prepared by H. Avni Öztopçu, constitute an important background to
this development. They were not conceived as a closed textbook or a
fixed body of theoretical knowledge. They brought together sources
from philosophy, art theory, history, language, psychology,
sociology and other fields, creating an open body of material that
could be expanded through further questions, readings and
connections.
Later student testimonies help clarify
the position of these notes within the formation of dB. Burcu
Pehlivan, in an interview conducted in 2023, describes the 1995–96
course notes as materials prepared by Öztopçu for students and
connects the emergence of dB with the publication of these materials
and the gathering and documentation of supporting visual, audio,
video and printed sources. Esra Yıldırım Bayburt describes dB as a
field formed under Öztopçu's guidance and through student
responsibility. These testimonies do not replace the primary
documents, but they help explain the relationship between the
initial teaching framework and the subsequent student activity.
From this perspective, the Philosophy
Branch should not be understood as beginning from nothing in 2001.
Rather, 2001 can be regarded as the point at which an already
existing philosophical and research-oriented activity became
identifiable as a distinct branch within dB.
The Question as a
Pedagogical Instrument
One of the central characteristics of
this practice is the use of the question as a starting point
for research.
Questions such as “Is what we see
really what we see?”, the relationship between thinking
and language, the relationship between seeing and language, the
distinction between external and internal reality, or the effect of
ready-made “isms” on thought were not simply questions for classroom
discussion. They could become subjects for reading, comparison,
research and writing.
The student was therefore not expected
merely to learn what a philosopher or art theorist had already said.
The source became material through which the student could
investigate a problem.
This distinction is important for
understanding Philosophy Documentation in relation to contemporary
international discussions in art education. Current international
art education frameworks increasingly emphasize learners'
connections with their worlds, critical and imaginative thinking,
new ways of seeing and thinking, interdisciplinary learning and the
integration of making with learning about art.
Within this context, the historical
experience of Philosophy Documentation offers a particular case in
which philosophical questioning became embedded in studio-based
learning rather than being separated from it as an external
theoretical subject.
From Question to
Student Writing
This approach is already visible in
the first issue of the dB journal, published in April 1998. The
issue brought together texts by philosophers and thinkers such as
Moritz Geiger, Takiyettin Mengüşoğlu and Heinz Heimsoeth with
writings produced by students.
The opening text of the issue links
philosophical thinking with the courage to rely on one's own reason
and with the necessity of extending one's own questions through
different places and periods of knowledge. The student writings that
follow are therefore not unrelated additions to a theoretical
publication. They form part of the same educational movement from
question to research and from research to written expression.
The relationship continued through
subsequent issues. Student texts addressed questions concerning
seeing, language, perception, artistic production, time, modernity
and the relationship between knowledge and representation. Some were
explicitly identified as dB productions, showing that student
research was not simply an exercise retained within the classroom
but could become part of the documentary and publishing activity of
the studio.
Publication as
Part of Learning
The development of dB's publications
added another dimension to this process.
Alongside the main dB journal,
Desen Yazıları created a more specific field for
student research writing. Its first numbered issue, published in
June 2004, included a student research essay on Dadaism. The essay
itself cited Öztopçu's Doksanbeş–Doksanaltı Notları
among its sources. The second issue, published in December 2005,
included an interview with Ali Akay conducted by dB students around
the question “Is what we see really what we see?”
These examples show a movement beyond
the conventional relation between teacher, assigned reading and
student response. Students could research, write, ask questions of
invited thinkers, conduct interviews and transform these encounters
into documents for further circulation.
Publication therefore became part of
the educational process itself.
From Journal to
Philosophy Newspapers
The work later developed another form
through the Philosophy Documentation newspapers.
In 2024, the seventh issue addressed
Hegelian dialectics, Heraclitus and Descartes' method; the eighth
issue focused on Farabi; and issue ten, dated 30 September 2024, was
devoted to Ibn Rushd. The latter document identifies itself
explicitly as a ders BELGELİĞİ philosophy branch study,
names the student who prepared it and another who contributed to it,
and includes a bibliography.
In 2025, another Philosophy
Documentation newspaper addressed Wilhelm Worringer's concepts of
abstraction and empathy.
The change of format from journal to
newspaper did not eliminate the earlier practice. The medium became
smaller and more directly accessible, while the basic sequence
remained recognizable: a subject is selected, sources are gathered,
the subject is studied, a written document is produced and the
document becomes part of the continuing body of dB materials.
Documentation as
Part of the Educational Process
This history also gives a particular
meaning to the word documentation.
Philosophy Documentation is not simply
a repository in which completed educational materials are stored.
Documentation is produced through the research process itself.
A question can lead to research.
Research can lead to writing. Writing can lead to editing and
publication. An interview can produce a new document. A publication
can become a source for another student. The resulting material can
then return to the documentary collection and become available for
future work.
The process can therefore be described
as:
question → research → writing
→ evaluation → publication → documentation → further research
The archive, in this sense, is not
only the result of education. It can also become one of the
materials through which further education takes place.
This aspect has a clear resonance with
contemporary international art education research, where inquiry-based
learning, research-oriented pedagogies, interdisciplinary approaches
and student agency have become significant areas of investigation.
Recent InSEA work, for example, explicitly addresses inquiry-based
learning in art education and its relationship to artistic inquiry
and arts-based research. International art education scholarship
also examines how students can become active participants in
artistic inquiry rather than merely recipients of established
knowledge.
The historical experience of dB should
not therefore be presented as a ready-made international model. Its
value is more precise: it provides a documented case from a Turkish
art-education context in which inquiry, student writing, publication
and documentation developed together over an extended period.
Teacher, Student
and the Formation of a Shared Field
The available evidence suggests a two-sided
structure.
H. Avni Öztopçu played a determining
educational role in establishing the intellectual ground, directing
questions and creating the conditions in which the work could
develop. At the same time, the subsequent structure of dB depended
upon students researching, writing, editing, publishing, documenting
and extending the material.
This distinction is important.
Philosophy Documentation cannot adequately be described either as a
collection of materials produced by a teacher or as an independent
student initiative detached from the teacher's framework. Its
history is better understood through the interaction between
a teacher-established intellectual framework and student
responsibility for research and production.
Later testimonies also indicate that
the influence of this body of material did not necessarily end with
graduation. In a 2026 interview, İzzet Eray Kılıçay describes
returning to the 1995–96 Notes in his later educational practice.
Here the notes cease to function merely as historical evidence and
become a working reference that can be carried into another
generation of teaching.
Why This History
Matters to Art Education
The international relevance of
Philosophy Documentation does not depend on claiming that it
constitutes a universal or unprecedented model. Its relevance lies
in the questions that its documented history allows us to ask.
What happens when philosophical
questioning becomes part of studio education rather than a separate
theoretical subject?
What happens when students are
expected not only to discuss questions but to research them, write
about them and publish the results?
What happens when documentation is
produced during learning rather than only after learning has been
completed?
And what happens when the resulting
documents remain available for subsequent students and teachers?
These questions connect the history of
Philosophy Documentation with contemporary international discussions
of inquiry, critical and imaginative thinking, interdisciplinary
learning, student agency, research-based pedagogy and documentation
in art education. InSEA's current international framework emphasizes
art education that opens new ways of seeing, thinking, doing and
being, develops critical and imaginative thought, connects learners
with their worlds and combines making with learning about art. Its
current publications also explicitly encourage critical reflection
on the relationship between art and education, original approaches
to rethinking art education, research-based analysis and
experimental forms of representing educational practice.
Philosophy Documentation offers a
historical example through which these questions can be examined
from a specific local context.
Its
significance is therefore not that it provides a finished
educational formula. Rather, its documents make visible a long-running
attempt to construct an educational field in which
questioning, researching, writing, publishing and documenting are
not separate activities, but interconnected parts of learning
through art.