Şemsi Arel
İstanbul 1906 – İstanbul 1985

Babası, ressam Mehmet Ruhi Bey'dir. İlk resim
bilgilerini babasından alan sanatçı, ilk resim
çalışmalarını Ankara Halkevi'nde sergiledi.
1924 yılında Sanayi-i Nefise'ye girerek İbrahim
Çallı atölyesinde resim eğitimi gördü. Devlet Orta
Öğretim Resim Öğretmenliği sınavını kazandı ve 1930
yılında Sanayi-i Nefise'den ikincilikle mezun oldu.
Alişar’daki arkeoloji kazısında beş ay süreyle ressam
olarak çalıştı.
1935 yılında ressam Maide Arel ile evlenen
sanatçı Erzincan Askeri okulda öğretmenlik yaptı,
1939 Erzincan depremini yaşadı. Konya ve
Ankara'daki askeri okullarda da öğretmenlik yaptı;
1944'te Konya'da bir kişisel sergi düzenledi.
1949'da devlet desteği alarak eşiyle birlikte
Paris’e gitti; Andre Lhote’un öğrencisi oldu. Sanat
yaşamında çağdaşlarının tersine, öğrencisi olduğu
İbrahim Çallı'nın doğrultusuna bağlı izlenimci bir yola
girmedi, daha çok Paris'te etkilendiği Andre Lhote,
Fernand Leger ve Jean Metzinger gibi sanatçıların yarı
soyut, yarı kübist yaklaşımından esinlendi. Paris' teki
Bağımsızlar sergisine iki yapıtla katıldı. 1950’lerden
itibaren soyut çalışmalar yaptı.
1951'de Deniz Kuvvetleri Astsubay Okulu'na
öğretmen olarak atandı. Aynı yıl Maide Arel ile birlikte
İstanbul'da Beyoğlu Fransız Konsoloshanesi Salonu'nda
bir ortak sergi açtı. 1954 senesinde Belçika, Hollanda
ve İtalya'ya gidip, tekrar Paris'te yaşamaya başladı.
1957'de Edinburgh Festivali nedeniyle düzenlenen
uluslararası sergiye katıldı. 1955-1959 yılları arasında
Cemal Tollu ve Cevat Dereli‘yle birlikte İstanbul'da
Askeri Müze'deki eski tabloların onarımı işinde çalıştı;
bu arada 1956'da T.B.M.M. için yurt tabloları yapmak
göreviyle Hatay'a gönderildi. 1959 da eşi Maide Arel'le
Paris’te Foyerdes Artistes’de ortak bir sergi düzenledi.
1950’lerden sonra geleneksel hat sanatının
etkisinde eserler verdi ve hat sanatından yola çıkarak
gerçekleştirdiği geometrik soyut tarzdaki eserleriyle
tanındı. 1962 de Venedik Bienali'ne, Viyana'daki Çağdaş
Türk Sanatı Sergisi'ne, 1964'te Lugano ve Tahran
bölgesel sergilerine, 1966'da Paris, Brüksel, Roma,
Berlin ve Viyana'da açılan "Bugünün Türk Sanatı"
Sergisine katıldı.

Şemsi Arel, Erzincan'da Tren, 1938 Tuv./Yğb.
85x100cm
(Nafia Bakanlığı'nda bulunmaktadır)
Maide Arel
İstanbul 1907 – İstanbul 1997

Maide Arel ,1950 Paris Otopotresi
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde Nazmi Ziya
ve Hikmet Onat Atölyelerinden ders aldı. 1930 yılında
Akademi'den mezun oldu. 1935'te ressam Şemsi Arel ile
evlendi. Eşinin resim öğretmenliği yaptığı Erzincan'da
Fransızca ve müzik öğretmenliği yaptı.
1939 Erzincan depremini yaşadı.
1948'de Ankara Halkevi'nin açtığı yarışmada
ikincilik ödülü kazandı. Eşiyle birlikte Paris'e giderek
Andre Lhote, Fernand Leger ve Jean Metzinger
Atölyelerine devam etti. İlk kişisel sergisini Paris'ten
döndükten sonra 1951 yılında eşi ile birlikte
İstanbul'da Beyoğlu Fransız Konsoloshanesi Salonu'nda
açtı. 1956'da eşi Şemsi Arel ile yurt resimleri yapmak
üzere Hatay'a giderek TBMM için bu ili görüntüleyen
resimler yaptı.
Kendisinin de görev aldığı Uluslararası Sanat
Eleştiricileri Kongresi'nin 1954'te İstanbul'da
düzenlenmesi nedeniyle açılan sergiye, 1957 yılındaki
Edinburgh Festivali'ne katıldı. 1959'da eşi ile Paris'te
ortak bir sergi düzenledi. 1960 yılında Kadın Haklarını
Koruma Derneği'nin sanat kolu sergisini Paris'e taşıdı
ve 1964'te "Arte Moderne" müzesinde açılan "Clup
İnternational Feminen" yıllık sergisinde "Türk Hamamı"
adlı eseriyle bronz madalya kazandı. "Çiftetelli" adlı
eseri 1974 yılında Fransa'da Wichy Bienali'nde
Uluslararası Büyük Ödül'e, 11. Clermont-Ferrand Çağdaş
Sanat Sergisi'nde Kent Özel Ödülü'ne layık görüldü.
İlk dönem resimlerine peyzajlarla başlayan
sanatçı, Avrupa'dan döndükten sonra soyutlamaya yöneldi.
Sanat hayatı boyunca herhangi bir topluluğa bağlı
kalmaksızın üslubunu geliştirdi. Resimlerinde insan
figürlerini stilize ederken, kübizm felsefesinden
yararlanmış fakat kompozisyonlarını geometrik soyutlama
anlayışı ile yorumladı. Özel koleksiyon ve müzelerde
eserleri bulunmaktadır.
Kübizmden hareket eden ve geometrik soyutlama getiren
bir sanatçıdır. Eserlerinde kadınların günlük
uğraşlarını, eğlence ortamlarını, kendilerine
ayırdıkları özel zamanları, modern ve sade bir anlatımla
sergilemiştir. Türkiye'de kadın sanatçıların
örgütlenmesinde etkili görevler üstlenmiştir.

Maide Arel

Şemsi Arel, Atatürk İnkilapları/Kadın
Avukat 1936 Tuv./Yğb.

Şemsi Arel, Maden Ocağı, 1937 Erzincan

Şemsi Arel atolyesinde modeli ile
çalışıyor. Erzincan 1939

Şemsi Arel, Kompozisyon 1939
(Bu resim Erzincan depreminde enkaz altında kalmış)

Şemsi Arel, Erzincan Depremi, 1943
Tuval.Üz./Yğb. 116x83cm
(Jandarma Genel Komutanlığı-Ankara Koleksiyonunda)

Şemsi Arel, Otopotresi 1950 Paris

Maide Arel, 1938 Kağıt Oynayanlar
maalesef bu tablosu 1939 depreminde enkaz altında
kalmış.

Şemsi Arel, 1940 Eşinin Portresi, kağıt
üz. Füzen ,40x32 cm.

Şemsi Arel, Maide Arel'in Portresi ,1940
Tuval üz.ygb.61x41 cm.

29 Ocak 1936 Erzincan'a
giderken Köre dağı üzerinde Şemsi Arel ilk kendi
gidiyor,
arkadan eşi ve kardeşi Eylül ayında Erzincan'a geliyor.

Arel ailesi
Erzincan yolunda, Eylül 1936

Arel ailesi Sipikör'den
Erzincan ovasına inerken. Eylül 1936

AREL ailesinin 1936-1939
yıllarındaki
Fotoğraf Albümü >>>
Sayın Avni Öztopçu
Annem ressam Maide ve ressam Babam Şemsi Arel
1936-1939 yılları arasında Erzincan'da öğretmenlik
görevinde bulunmuşlar. 1939 büyük deprem
felaketinden sonra Babamın Askeri Orta Okulunun Konya'
ya nakil edilmesi nedeniyle oraya gitmişler.
Ailemin Erzincan'a gitmesi bir tesadüf eseri olmuş.1935
de Babam İstanbul 'da Harp Akademisi ressamı iken,
Erzincan'da öğretmenlik yapan arkadaşı Ressam Cemal
Tollu Askeri Orta Okulunda resim öğretmenine ihtiyaç
olduğunu müracaat etmesini tavsiye ediyor.
Böylece yeni bir hayata başlamış oluyorlar. Babam Askeri
Okulda resim öğretmeni, annemde boş oturmak istemez
Erzincan Orta Okulunda Fransızca ve Müzik öğretmeni
olurlar.
Ablam ile bana oradaki güzel, aydın ve mutlu günlerinden
çoşkulu resmi bayram kutlamaları, Okul Baloları,Kayak ve
Atlı sporları, Civar gezmeleri, Arkadaş toplantıları,
atölyelerinde resim çalışmalarını ve bazı eserlerinin
enkaz altında kaldığını, sonrada büyük deprem
felaketinde ki kötü günlerden bahsederlerdi. Bir
şans eseri kurtulduklarını büyük bir sarsıntı olduğunu
hemen ikisi de oturdukları kerpiç evin geniş pencere
girintisine sığındıklarını duvarın pencere ile birlikte
bahçeye açık bir şekilde devrilmesi ve kendilerini
karların üstünde bulduklarını çok soğuk olduğu için
enkazdan yorgan, battaniye ve kalın giysi çekip
çıkardıklarını yardım gelinceye kadar böyle idare
ettiklerini. Ev sahibi hanımla buzağıni 1 gün sonra
enkazdan canlı olarak çıkarıldığını. Birçok dostlarını
kaybettiklerini, Askeri talebelerinden küçük
sınıftakilerin çoğunun uykuda öldüklerini. Birde
mucize eseri bir ailenin sadece salıncağı ile birlikte
bir ağaç dalına takılan bebeğin kurtulmasını, o kadar
acıklı durumlar görmüşler ki çok büyük felaketti diye
anlatırlardı .
Haberleşmenin imkansız olması telefon edememek,
postanenin yıkılmasından telgrafda çekmemek ailelerini
perişan etmiş olduğunu. Dış ülkelerin güzel çadırlar,
battaniyeler, ilaç ve yiyecek yardımı yaptıklarını.
Kızılayın pek iyi çalışmadığını anlatırlardı.
Bu bilgileri sizlerle paylaştığım için Annemi ve Babamı
anmış olduk. Çekmiş oldukları fotoğrafları deprem öncesi
güzel ve aydın Erzincan ve civarını tanıtması bakımından
kızları olarak memnunluk duydum.
Teşekkürlerimle,
Esin Arel Tunalıgil
Kaynak: Şemsi ve Maide
Arel'in kızları Esin Arel Tunalıgil "Erzincan
BELGELİĞİ" sayfalarında yayınlanması için
verilmiştir.
Sayfada yer alan bilgi ve fotoğraflar AREL ailesinin
bilgisi dışında kullanılamaz.
Esin Arel Tunalıgil'e "Erzincan
Belgeliği" çalışmalarına verdiği katkı için teşekkür
ederiz.
9 Mart 2025