dB 13. sayı    haziran 2018

 
Takiyettin Mengüşoğlu


İoanna Kuçuradi
 
ders BELGELİĞİ Çalışma Grubu, 11 Şubat 2018 tarihli İoanna Kuçuradi Röportajı

 

Fatmanur Atik: Takiyettin Mengüşoğlu'nun, sizi düşündüren yönleri ve en çok dikkat edilmesi gereken özgünlüğü nedir?

Kuçuradi: Takiyettin Mengüşoğlu'nun antropolojisinin özgün yanı, tür olarak insanı “fenomenler”inden yakalamaya çalışmasıdır. ‘Fenomen’ kelimesi burada, insanın yapısal özellikleri –her tek insanda şu veya bu şekilde ortaya çıkan özellikleri– kastedilmektedir. Hocanın antropolojisi böyle fenomenlerin analizinden ve bu fenomenlerle ilgili olan gerçeklikten/günlük yaşamdan aldığı örneklerden oluşuyor.

Fatmanur Atik: Filozof diyorsunuz, öyleyse çağını aşan klasikleşmiş evrensel bir insandan bahsediyorsunuz. Felsefey, hangi hususta temellendirerek çağına sunmuştur? Çağa ilişkin problemlerine değinebilir misiniz?

Kuçuradi: Felsefe alanında yeni bilgiler getiren ve bu bilgilerle insanların gerçeklikte olan bitende o zamana kadar farkında olmadıkları bazı şeyleri görmelerine yardımcı olana filozof diyorsak, Hoca bir filozoftur: antropoloji alanında böyle bilgiler getirdi. Filozoflar çağın sorunlarına olduğu gibi, ülkelerinin sorunlarına da dikkat çekiyor. Bu sorunlara örnek olarak, Hocanın 1968’de Almanca ve Türkçe yayınlanan “Tarihîlik ve Tarihsizlik” makalesi olabilir. Tarih bilincinin sağladıklarının üzerinde duruyor. Derslerde de çok defa insanlarımızda yeterince tarih bilinci olmadığını söylerdi. Hatta kendisinin doğup büyüdüğü şehirdeki Selçuklulardan kalan tarihsel eserlerin öneminin Almanya’ya gidip döndükten sonra farkına vardığını –bu anlamda onları ilk defa “gördüğünü”– söylemişti bize.

Fatmanur Atik: Değeri bilinmeyen bir filozof dersek, sebebi nedir? Hâlbuki o ders anlatırken oditoryumlar, amfiler dolar ve taşarmış... Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kuçuradi: Mengüşoğlu'nun değerini biliyoruz. Ama bilenler, ancak Türkçe yazılmış eserlerini okumuş olanlar ve Felsefî Antropolojideki gelişmeleri bilenlerdir. Antropolojisi dünya düzeyinde okunan bir dille yazılmadığı için, dünya düzeyinde dikkati çekmemiştir.

Fatmanur Atik: Husserl'a göre, “gerçekten felsefeci olmak isteyen kişi, yaşamında en az bir kez içine kapanmalı ve o zamana kadar kabullenilmiş bilimleri hiçe sayarak yeniden kurmalıdır.” Bu anlamda, görüngübilim öğretilerini Türkiye'de tanıtmaya çalışan hocanız Mengüşoğlu için, fenomen filozof Husserl'ın sözünü nasıl anlamlandırırsınız?

Kuçuradi: Husserl’le ilgili söylediğinizi biraz daha dikkatli dile getirmek iyi olur. Felsefeci değil de, yeni bilgi getiren filozof, belli bir özellik gösteren (felsefî) bir problemden, bir aykırılıktan yola çıkar. Bu ‘aykırılık’ dediğimin de çeşitleri vardır. Bu aykırılığı incelerken, baktığı yer gerçekliktir, tek tek “şeyler”dir. Ama bunları kavrayabilmek için, adlarını doğru takmak için açık kavramlara ihtiyaç vardır. Fenomenoloji bu kavram içeriklerini doğru saptamada uygun bir yol: ne olduğunu bilmek istenen şeyin şimdi ve buradasını (hic et nunc) parantez içine alarak (epoche) neliğini (Wesen) görebilme yolu. Husserl bunun bir tek örnekte yapılabileceğini söylüyor. Bir tek örnek bana yetmiyor. M. Ö. 4. yüzyılda Platon buna benzer bir yol önermişti. Menon dialoğunda Sokrates’in “şekil nedir?” sorusuna cevap verirken – ‘şekil’ ile ‘bir şekil’ arasında ayrım yaparken– izlediği yola dikkat edin.
Husserl’in, andığınız sözünü –Nietzsche’deki deve-aslan-çocuk aşamalarındaki çocuğa paralel olarak– “yüksüz” bakmak/değer yargıları aracılığı olmadan bakmak şeklinde de anlamak mümkün.

Fatmanur Atik: Takiyettin Mengüşoğlu, ''felsefe yapmayı öğretti'' diyorsunuz. Aslında bu, öğrenmeyi öğretmiş olmak. Felsefeyi bu bağlamda nasıl ele alıyordu? Bunu nasıl başarabildi?

Kuçuradi: “Felsefe yapmayı öğretti” derken, gördüğümüz bir problemin/bir aykırılığın nasıl ele alınabileceğini kendi yazdıklarıyla gösterdi.

Fatmanur Atik: Hocası Nicolai Hartmann, materyalist ve idealist kavramlarını revize ederek yeni bir anlayış ortaya çıkarır. Mengüşoğlu'nun 20.yy'da aslında Türkiye'ye tanıtmaya çalıştığı şeylerden biri de buydu. Bu çıkış noktasından hareketle ne tür sorunları çözmeye çalıştığını söyleyebilir misiniz?

Kuçuradi: İdealizm, realizm, materyalizm felsefede bilgi felsefesiyle ve varlık felsefeleriyle ilgili -izm’lerdir. Ama bizde daha çok popüler anlamda –materyalizm maddî şeylere düşkünlük, idealizm de maddî şeylere, paraya önem vermemek anlamında– kullanıldığı için, bu -izm’lerin felsefede ne anlama geldiğine dikkat çekti.

Fatmanur Atik: Üzerine yeni temeller kurduğunuz fakat öncülüğünü hocanızın attığı bir felsefe var mı?

Kuçuradi: 1997’de, Hocanın anısına hazırladığımız kitap için yazdığım yazıda şöyle demiştim: “…bu antropoloji, felsefenin insanla ilgili diğer alanlarındaki problemlere bakmada hareket noktası oluşturabiliyor.” Örneğin “insan haklarıyla ilgili yaptığım çalışmaları, Hocanın fenomen analizleri, kendisinin yapmadığı bir ayrımı: insanın özellikleri ile insanın olanakları arasında bir ayrım yapmamı sağladı. Bu ayrım, daha sonra, beni (tür olarak) insanın çeşitli olanaklarının farklılık gösteren değerinin bilgisine götürdü. Bu bilgi de, insan hakları fikrinin türetildiği öncüllerden birinin, insanın bazı olanaklarının değerinin bilgisi olduğunu görebilmemi sağladı.

Fatmanur Atik: Takiyettin Mengüşoğlu'dan size miras kalan bir kriter olarak felsefe eğitimini ele alırsak, günümüz felsefe öğretmenlerinin nasıl olması gerektiğini önerirsiniz?

Kuçuradi: Felsefe öğretmenlerinin –ama aslında herkesin– öğrenmesi gereken bir şey, doğru bağlantı kurmaktır: ele aldıkları ne ise, ona bağlantıları içinde bakabilmek ve söyledikleri bir cümlenin emplikasyonlarını –onunla aynı zamanda ne söylediklerini, mantıksal sonuçlarını– görebilmek. Öğretmenlerin donanımını oluşturması gereken bir şey de, etik değer bilgisi ve bunun etrafındaki her şey. Bunlar öğretmenlerin dağarcığını oluşturmalı, derim. Öğretmenlerin öğrenmesi gereken bir şey de “sokratik metod”u kullanabilmektir. Bugün “öğrenci odaklı” denilen eğitim, çoğu zaman, sokratik metodun (kullanacağım kelime için bağışlayın beni) “sulandırılmış” biçimidir.



Değerli hocamız İoanna Kuçuradi, hocası olan Takiyettin Mengüşoğlu ile var olan bağımızın yaşayan kuvvetli bir ifadesidir. Bu söyleşi ile Ders Belgeliği’ne katkıda bulunan Kuçuradi’ye en içten teşekkür ve saygılarımı sunmaktayım. Hiç kuşkusuz H. Avni Öztopçu hocamın bu söyleşi fikrini tarafıma sunmuş olması gurur vericidir. Bu nedenle hocam H.Avni Öztopçu’ya da şükranlarımı ifade etmek isterim. 3 Ocak 2018 tarihli e-mailimde bireysel olarak hazırlamış olduğum soruları kendisine ilettim ve 11 Şubat 2018 tarihinde, bizlere cevaplarını ilettiler. Söyleşimizin amacı, ‘’Takiyettin Mengüşoğlu hakkında daha fazla bilgi edinmek’’ arzusu idi. Ele aldığımız amaç doğrultusunda, bundan sonraki süreçte de faaliyetlerimizi sürdüreceğimizi umuyor, T. Mengüşoğlu’nun diğer öğrencileri ile de iletişime geçerek ve hızımızı biraz daha arttırarak, ele aldığımız sorunun çözümüne ışık tutmayı hedefliyoruz.
ders BELGELİĞİ 2017 Mezunu; Fatmanur Atik




Kaynak
ders BELGELİĞİ Çalışma Grubu, 11 Şubat 2018 tarihli İoanna Kuçuradi Röportajı
Röportaj; Fatmanur Atik.