…İnsan yapıp-eden bir varlıktır.
İnsanın yapıp-ettikleri ‘şimdi’ denilen zamanda başlar. Fakat,
‘şimdi’ bir orta noktadır; onun, bir dünü, bir yarını vardır;
o, bir tarafıyla insanı düne, geçmişe, diğer tarafıyla da
yarına, geleceğe bağlar. Çünkü her ‘şimdi’, biraz sonra geçmiş
olmakta, hem de geleceğe uzanmaktadır... İnsanın, tarihi bir
varlık olması demek, onun bütün başarılarıyla, başından geçen
ve geçmiş olan bütün olaylarla zaman dimension’larına (boyut)
kök salması demektir. Zamanın dimension’larına kök salmak
demek, insanın geçmişi, geçmişteki başarıları bilmesi, şimdiyi
geçmişin başarılarına dayanarak ve geleceği hesaba katarak
yaşaması demektir. Bu, geçmişteki başarıların izlenmesi,
hataların tasfiye edilmesi, bir kontinuite’nin (sürekliliğin)
kurulması demektir. ‘Tarihsizlik’ ise, insanın zaman
dimension’larından ‘şimdi’ye yahut da düne saplanıp
kalmasıdır. Böyle bir durumda dün-sferi, ‘geçmiş’, ‘şimdi’ye
alınır; dün, dün olarak yaşanmaz, şimdi olarak yaşanır, yani
geçmiş, mazi, şimdiye getirilerek ‘gelenekçiliğe’ saplanıp
kalınır; artık burada dünü bir tenkit süzgecinden geçirmeyi
kimse aklının köşesinden bile geçirmez.1
1. Tarihilik ve Tarihsizlik,
Takiyettin Mengüşoğlu, Felsefe Arkivi, Sayı: 16, İstanbul,
1968.